Veda Hutbesi nedir? Hazreti Muhammed’in Veda Hutbesi tam metin

0

Peygamber efendimiz aleyhisselam hicretin 10. yılının Zilkade ayında hacca gitti. Arefe günü, Arafat’ta, devesi Kusva üstünde, hutbe okudu. Bu hutbeye “Veda Hutbesi” denilmektedir.

Veda hutbesi ilk insan hakları bildirgesidir. Bu hutbede Allahü teâlânın emrettikleri ve nehiy ettiklerinden, adamların bayanlar üstündeki ve hanımefendilerin erkekler üstündeki haklarından, Müslümanların kardeş olduklarından, kan davalarının, faizin kaldırıldığından, bahsetmiştir. Eshâb-ı kirâma veda etmiştir.

Peygamber efendimiz aleyhisselam zilhiccenin 8. günü Mina’ya, 9. günü (arefe günü) Arafat’a gitti. Kusvâ adlı devesinin üstünde Arafat Vâdisinin ortasında öğleden sonrasında Vedâ Hutbesi’ni okudu.

Veda Hutbesi Iyi mi Okunmuştur?

Peygamber Efendimiz aleyhisselam Veda Hutbesi’nde şunları buyurmuştur;

Ey insanoğlu! Sözümü iyi kulak verin! Bilmiyorum, bir ihtimal bu seneden sonrasında sizinle burada sonsuz olarak tekrar buluşamıyacağım.

Hamd, Allahü teâlâya mahsustur. Ona hamd eder, Ondan bağışlanmak diler ve Ona tevbe ederiz. Nefslerimizin şerlerinden ve amellerimizin günahlarından Allahü teâlâya sığınırız. Allahü teâlânın doğru yola ilettiğini saptıracak, saptırdığını da doğru yola iletecek yoktur. Şehadet ederim ki, Allahü teâlâdan başka ilah yoktur. O, birdir. Onun eşi, ortağı yoktur. Ve gene şehadet ederim ki, Muhammed [aleyhisselam] Onun kulu ve resulüdür.

Ey Tanrı’ın kulları! Size, Allahü teâlâdan korkmanızı ve Ona itaat etmenizi vasiyet ederim.

Bu günleriniz iyi mi mukaddes bigün ise, bu aylarınız iyi mi mukaddes bir ay ise, bu şehriniz [Mekke] iyi mi kutsal bir kent ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da bu şekilde mukaddestir. Her türlü tecavüzden korunmuştur.

Eshabım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bu günkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonrasında eski dalâletlere dönerek de birbirinizin boynunu vurmayın! Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup işitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmiş olur.

Eshabım! Kimin yanında bir emanet var ise onu sahibine versin! Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lakin borcunuzun aslını vermeniz gerekir. Ne zulmedin, ne de zulme uğrayın. Allahü teâlânın direktifiyle, faizcilik artık yasaktır. Cahiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü, ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım faiz de Abdülmuttalib’in oğlu Abbas’ın faizidir.

Eshabım! Cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdülmuttalib’in torunu İyas bin Rebîa’nın kan davasıdır.

Ey insanoğlu! Harp edebilmek için haram ayların yerlerini değişiklik yapmak, küfürde oldukça ileri gitmektir. Bu, kâfirlerin kendisiyle dalâlete düşürüldükleri bir şeydir. Bir yıl, helal olarak kabul ettikleri bir ayı, diğer yıl haram olarak duyuru ederler. Cenab-ı Hakk’ın helal ve haram kıldıklarının sayısına uydurmak için bunu yaparlar. Onlar, Allahü teâlânın haram kıldığını helal, helal kıldığını da haram ederler. Normal olarak süre, Allahü teâlânın yarattığı gündeki biçim ve nizamına dönmüştür.

Ey insanoğlu! Bugün şeytan, artık bu beldenizde, ebediyen, kendisine tapılmasından ümidini kesmiştir. Fakat, sizin önemsiz gördüğünüz şeylerde, kendisine itaat devam edecek, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakının!

Ey insanoğlu! Hanımefendilerin haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allahü teâlâdan korkmanızı vasiyet ederim. Siz, bayanları, Allahü teâlânın emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allahü teâlâ adına söz vererek helal edindiniz. Sizin bayanlar üstünde hakkınız; onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin bayanlar üstündeki hakkınız; onların, yatağınızı asla hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Tanrı, size onları bundan sakındırmanıza izin vermiştir.

Hanımefendilerin da sizin üzerinizdeki hakları vardır. Meşru bir halde, meşru örf ve âdete nazaran her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmeniz gerekir.

Size öyleki bir şey bırakıyorum ki, ona sımsıkı sarıldıkça yanlış yola sapmazsınız. O da, Tanrı’ın Kitabı ve Resulünün Sünneti’dir.

Ey müminler! Sözümü iyi kulak verin ve iyi muhafaza edin! Müslüman, Müslümanın kardeşidir ve böylece tüm Müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ilişkin herhangi bir hakka saldırı, başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisi vermiş olsun.

Eshabım! Nefsinize (kendinize) de zulmetmeyiniz. Kendinizin de üzerinizde hakkı vardır.

Ey insanoğlu! Allahü teâlâ her hak sahibine hakkını vermiştir.

Ey insanoğlu! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır. Tanrı katında en kıymetliniz, takvası oldukça olan Müslümandır. Arabın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takva iledir.

Sakat siyah bir köle başınıza âmir olarak belirleme edilse, sizi Tanrı’ın kitabı ile yönetim ederse, onu kulak verin ve itaat edin.

Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üstüne, oğlu da babasının suçu üstüne suçlanamaz.

Ey insanoğlu! Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmamalısınız:

1- Tanrı’a hiçbir şeyi ortak koşmayın.

2- Tanrı’ın haram kıldığı canı, haksız yere öldürmeyin.

3- Zina etmeyin.

4- Hırsızlık yapmayın.

Lâ ilahe illallah, Muhammedün resulullah deyinceye [yani Müslüman oluncaya] kadar insanlarla cihad etmek suretiyle emrolundum. Onlar bunu söyledikleri süre kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Hesapları ise Allahü teâlâya aittir.

Ey insanoğlu! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

Eshab-ı kiram; (Allahü teâlânın dinini bildiri ettin. Vazifeni yerine getirdin. Bizlere vasiyet ve nasihatte bulundun, diye şehadet ederiz) dediler.

Bunun üstüne Resul-i ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz, kutsal şehadet parmağını kaldırarak cemaat üstüne çevirip indirdiler ve; (Şâhid ol yâ Rab! Şâhid ol yâ Rab! Şâhid ol yâ Rab!) dediler.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.