Osmanlı Padişahı Abdülhamid Han kimdir?

0

Abdülhamid Han Kimdir?

Abdülhamid Han 21 Eylül 1842 Çarşamba günü sabah 5 sularında Eski Çırağan Sarayı’nda dünyaya gelmiştir. Sultan Abdülmecid Han ve Tir-i Müjgan Sultan’ın erkek evladıdır. Abdülhamid Han on yaşlarındayken anası vefat etmiştir. Annesinin vefatından sonrasında Abdülmecid Han’ın II. Hanımı olan Rahime Perestu Sultan Abdülhamid Han’ın tinsel anneliğini üstlenmiştir. Şehzade, ufak yaşlarda sıkı bir eğitime doğal olarak tutulmuş, ilk olarak Arapça öğrenmiştir. Arapça tahsilinden sonrasında Farsça ve öteki ilimleri öğrenmiştir.

İlerleyen yıllarda Çerkezce ve Arnavutça dilini öğrenmiştir. Abdülhamid Han İslamiyet düşmanı ve Osmanlı, Türk düşmanı kişiler tarafınca Kızıl Sultan olarak adlandırılmakta fakat Yüce Türk devleti Türk halkı tarafınca Yüce Hakan olarak bilinmektedir. Yapmış olduğu sayısız hizmetlerle hala hayırla yad edilmekte, kabrini her yıl binlerce şahıs ziyaret etmektedir.

II. Abdülhamid Han’ın Hayatından Kesitler…

İntihar Büyük Günahtır Evladım..

Cennetmekan Sultan Abdülhamid Han, Beylerbeyi Sarayı’nda mahpus iken, Saray’ın önünde polisler nöbet tutuyorlardı. O gece nöbet benim idi ve bir bebeğim doğacaktı. Akrabalarım kalabalıktı. İttihatçılar devri olduğundan sürekli ekonomik buhranlarla geçerdi. Nöbet esnasında yeise düştüm ve intihar etmeye karar vermiştim. Sorun çekmektense sabah olunca nöbetimi bitirir sonrasında kendimi rıhtımdan denize atarım. Tüm sıkıntılardan kurtulurum diye düşündüm. Sabah olmuştu ve nöbetin bitmesine bir tek birkaç dakika… Saray’ın camından Abdülhamid Han’ın sarktığını gördüm ve “ Evlat, al şunu ” diyerek bir kese altını bana doğru attı. Sonrasında “ Sana hediyem olsun, çoluk çocuğuna sarf edersin. İntihar, oldukça büyük günahtır” dedi ve camdan içeri girdi. O an da oldukça ağladım Sultanımız Abdülhamid Han’ın Tanrı’ın keramet ehli bir evliyası olduğuna yemin edebilirim…

Abdestsiz Yere Basmazdı…

Sultan Abdülhamid Han’ın yatağının başlangıcında daima temiz bir tuğla bulunurdu. Yataktan kalktığı zaman, helaya gidene kadar abdestsiz yere basmaz, o tuğlayla teyemmüm ederdi. Bigün zevcesi sebebini sorduğunda şu şekilde yanıt verdi;

Bunca müslümanların halîfesi olarak, biz sünnet ölçülerine dikkat etmezsek, ümmet-i Muhammed bundan zarar görür!.. diye karşılık verdi.

Abdestsiz Devlet Evraklarına İmza Atmazdı..

Sultan Abdülhamid Han, kırılgan takvâ ölçüleri suretiyle yaşayan târihî şahsiyetti. Acil bir iş zuhur edilse, geve vakti olsa dahil uyandırmalarını ister, işin ertesi güne kalmasına rıza göstermezdi.

Abdülhamid Han’ın başkatibi Es’ad Bey bir hatırasını şu şekilde anlatmıştır;

“ Bir gece yarısı idi. Oldukça mühim bir haberin imzası için Sultanımızın kapısına gittim. Kapıyı çaldım, sadece açan olmadı. Birazcık bekledikten sonrasında yine çaldım, kapı gene açılmadı. ‘ Acaba Sultan’ a emr-i Hakk mı vaki oldu? ‘ diye endişeye kapıldım. Bir süre bekledikten sonrasında yine kapıyı çaldım ve bu sefer kapı açıldı. Sultan kapıyı açtığında elinde bir havluyla yüzünü kuruluyordu. Tebessümle yanıt verdi;

Evlad! Gecenin bu vaktinde önemli bir iş için geldiğinizi anladım. Kapıyı ilk vurduğunuzda uyanmıştım, fakat abdest aldığım için sizi beklettim kusura bakma!.. Bu kadar zamandır milletimin hiçbir evrakına abdestsiz vaziyette imza atmadım… Getir evrakı imzalayayım!… Besmele çekti ve imzaladı.”

II. Abdülhamid Han’ın Fizyolojik Özellikleri

Sultanın kaşları belirgin olup gözleri birazcık ufak, parlak idi. Cevval bakışlı idi. Gözlerini süratli süratli hareket ettirmesi, meraklı bir tavrı bulunduğunu ilk bakışta hissettirirdi. Gözleri laciverte kaçan siyahlıktaydı. Göz etrafı hafifçe esmer olup,göz kapaklarının çevresi kırmızıcaydı . Kaşları çıkıntılı olduğundan ve burnu birazcık uzun olduğundan dolayı gözleri oldukça çukur idi.

 Gür sesli, açık ve net bir hitabı vardı. Kuvvetli bir zekaya haiz olan Abdülhamid Han, oldukça kültürlü idi. İlk kez görmüş olduğu bir kimseyi unutmaz, oldukça kuvvetli bir hafızaya sahipti. Kendisine anlatılanları uzun süre sabırla dinlerdi.

II. Abdülhamid Hanın Ülkemize Büyük Hizmetleri

Sultan Abdülhamid Han, Sanat, Mimari ve Kültür benzer biçimde mevzulara oldukça ehemmiyet verirdi. Yürekli hükümdar oldukça ince ruhlu idi. Padişah olduğu dönemde bilhassa dikkat çeken yabancı mimarların projeleridir. Yabancı ve yerli mimarların o dönem yaptıkları çalışmalardan bazıları;

  • İstanbul Arkeoloji Müzesi
  • Eski Doğu Eserleri Müzesi
  • Yüksek Tecim Merkezi
  • Tarabya İtalyan Sefareti
  • Haydarpaşa Tıbbiye Mektebi
  • Düyun-ı Umumiye
  • Karaköy Osmanlı Bankası
  • Karaköy Palas iş hanı
  • Maçka Palas
  • Ankara İş Bankası
  • İstanbul Maçka İtalyan Sefareti
  • Haydarpaşa Garı
  • Sultanahmet’de Alman Çeşmesi
  • Sirkeci Garı
  • Kütahya Yüce Camii
  • İstanbul Yıldız Hamidiye Camii
  • Cihangir Camii.
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.